ASTROLOJİ NEDİR, NE DEĞİLDİR
Amerika’nın Washington eyaletinde açılan ve tam akreditasyona sahip Kepler College ‘in Astroloji Tarihi, Felsefesi ve Uygulaması konusunda verdiği Lisans ve Lisansüstü programların bilim ve eğitim alanında yarattığı yankı ve tepkiye şahit oluyoruz.
Astroloji malesef ortaçağda Katolik kilisesinde uyandırdığı türden kuvvetli duyguları bugün bazı çevrelerde de uyandırıyor. Bunun temel nedeni astroloji hakkındaki büyük bilgi ve eğitim eksikliğidir. Aslında astrolojiyi eleştirenlerin veya kuşkularını ortaya koyanların astrolojiyi derinlemesine incelememiş olduğunu görüyoruz. Asıl ilginç olan astrolojinin yanlışlığını ispatlama amacıyla incelemeye başlayanların ise sonradan onun en kuvvetli savunucularına dönüşmüş olmasıdır, bu konuda ilk akla gelen örnek Fransız psikolog ve istatikçi Michel Gauquelin’ dir. Isaac Newton’u astroloji ile ilgileniyor diye eleştirenlere verdiği “Beyfendi, ben astrolojiyi araştırdım,siz değil” cevabı insanları düşündürmelidir.
Bugün malesef Astroloji deyince insanların aklına dergi veya gazetelerin arka sayfasındaki yıldız falı gelir ancak ASTROLOJİ GÜNEŞ BURCUNUZUN FALI DEĞİLDİR.
13 Eylül 2000 tarihli ve 52 numaralı Harris araştırmasına (the Harris Poll #52) göre Amerikalıların %40’ın dan fazlası gazete ve dergilerdeki yıldız falını okuyor ve günlerinin bir şekilde önceden belli olduğunu düşünüyormuş. Sorumluluklarından bu şekilde kurtulmak belki birçok kişiye bir rahatlama verebilir ve gerçekten bazı insanların daha fazla aşk ve para ümidine ihtiyaçları vardır ancak böylesine spesifik olmayan genellemeler astroloji için prestij kaybıdır ve yanlış anlaşılmasını körükler.
Astrolojinin insanlara kattığı en büyük değer doğduğu anın izlerine bakarak insanın öz benliğini anlamaya verdiği yardımdır. Hatta, doğum haritanız size 6 aylık terapinin verebildigi bilgiyi 1 saatte verebilir demek abartılmış bir söylem olmaz- ancak astroloji hiçbir zaman psikolojik terapinin yerine geçmeyi iddia etmez.
Astroloji size örnegin: Niye aynı tür ilişkilerin içine girdiğinizi, niye hep çalıştığınız kişilerin size baskı kurmak istediğini, niye seksüel ihtiyaçlarınızın hiçbir zaman tatmin edilemediğini, niye hep kendinizi borca soktuğunuzu, niye hala çocuk sahibi olmak veya olmamak konusundaki karar veremediğinizi anlamanıza yardımcı olur.
İç dünyamızı diğer bir değişle bilinçaltımızın ögelerini anladıktan sonra olaylara sürüklenmek yerine kendi seçimlerimizi yapabiliriz ve daha önce bizi üzen türde bir olaya farkında olarak yaklaşabiliriz. Astroloji bize bu farkındalığı ve seçim şansını verir. Onun verdiği görüş açısı ile kaderimiz için yıldızları suçlamak yerine hayatımızın sorumluluğunu elimize alabiliriz.
GELECEK TAHMİN EDİLEBİLİR Mİ?
Gelecek tahmininde kast edilen gelecek bir zamanda yaşanacak olayı tahmin etmekse bunu yapan kişinin adı medyumdur. Ekonomistler, borsacılar, meterolojistler de bir anlamda geleceği tahmin etmeye çalışır ve bu kişilerin kullandığı method geçmiş trend ve döngüler baz alınarak yapılan analizlerdir aynı zamanda eğitimli içgüdü dediğimiz kavramı da kullanırlar. Astrologlar da aynı şekilde evrenin trendlerini ve döngülerini baz alarak gelecek hakkında yorum yapabilir. Ancak fırtına birden yavaşlayabilir, şirketin CEO’su kalp krizi geçirebilir, ekonomide beklenmedik bir olay olabilir, astrologlar da tahminlerinde yanılabilir, methodu ne olursa olsun kimse geleceği %100 tahmin edemez.
Bir astrolog size "Yeni iş kurmak için felan dönem, bu dönemden daha iyidir" veya "Yaz sonu yeni bir aşk ihtimali olabilir " dedigi zaman bu ihtimali gerçekleştirip, gerçekleştirmemek sizin elinizdedir. Bu %100 yeni işiniz veya yeni aşkınız olacak demek değildir, doğanın enerjileri o dönem daha uygundur ve bunu kullanmak kişinin özgür iradesindedir. Aynı durum kollektif alanda da geçerlidir örneğin bir toplumun yaşadığı acı olayı önceden tahmin etmek yerine astroloji, nasıl bir ortamda ve vakitte yaşıyoruz sorusuna cevap olabilir, bu ortamın doğuracağı olaylar ise belirsizdir.
ASTROLOJİNİN MANTIĞI
Astrologlara sıkça sorulan soru gezegenlerin insanlar üzerinde bir etkisi olup olmadığıdır. Malesef alışık olduğumuz bu tip bir düz mantık astroloji için geçerli değildir, kısaca insanlarla gezegenler arasında görülmeyen güçler veya bir çekim alanı yoktur.
İsviçreli psikiyatrist ve psikoanalist Carl Jung neden sonuç ilişkisi içinde olmayan (acasual) olayları açıklamak için senkronisite (synchronicity) kavramını geliştirdi. Bu bağlamda gezegenler arası gerginligin biz insanlara da benzer gerginliği yaratması evrenin bir bütün olmasını ile alakalı olan bir senkronisitedir. “As above, so below” aksiyomunun anlatmak istediği gibi evrenin yukarısında ne etki olursa aşağısında da aynı etki olur.
“Biz belli bir vakitte, belli bir yerde doğduk ve tıpkı yıllanmış bir şarap gibi, doğduğumuz yılın ve mevsimin özelliklerini taşıyoruz. Astroloji bundan başka bir şey iddia etmez” diyen Jung’un sözleri anlatılmaya çalışılanı çok iyi özetler.
Malesef biz insanlar diğer hayvanlarda oldukça gelişmis olan doğa ile bağlantıdan kopmuş durumdayız. Yağmur gelmeden saklanacak bir yer, deprem olmadan kaçacak zaman bulabilen hayvanların doğa ile kurduğu iletişimi bizler astroloji ile tekrar yakalayabiliriz. Yeterki anlamadan karalamayalım.
Pelin Hattatoğlu
www.pelinhattatoglu.com
|