Anasayfa Yazılarım Neden Korkuyoruz?
Neden Korkuyoruz? PDF Yazdır e-Posta

Depresyon ve endişenin temeli aynıdır: Korku.

Peki neden korkuyoruz?

Aslında bütün korkularımızın temeli ister inanalım, ister inanmayalım egomuzun yerle bir olmasıdır.

 

Saglıklı bir ego ile başımıza gelen kötü olaylar karşında yıkılmıyoruz, ayaklarımız yere sağlam basıyor ve hedefimize emin adımlarla yaklaşabiliyoruz. Tam tersi sağlıksız bir ego ile egosentrik diye tabir ettiğimiz, kendi odaklı, sadece kendi boşluklarını tatmin etmeye çalışan, bencil insanlara dönüşüyoruz.

 

Kişinin egosu ne kadar sağlıksızsa o kadar egosentrik olur ve o kadar da kendine güvensizdir.

 

Bu ayrıntıda anlaşırsak, yakınlarımızın sağlığından, mutluluğundan, geçiminden, kapıyı kapattığımızda ütünün fişte kalıp kalmadığından değil de en derinlerde kendimiz için, kendi egomuzu ayakta tutmak için korkutuğumuzu da belki itiraf edebiliriz.

 Hayatımızın ilk yıllarında sağlıklı bir ego geliştirmek için ebevylerimizden desteğe ihtiyacımız olur. Herhangi bir şeyi doğru yapabilmek, hatta doğru düşünebilmek için onlardan destek görürüz. Sonra kendi gücümüzü, kendi hayatımızın yapısını, sexualitemizi, kimliğimizi oluşturmak için çevreden de destek alırız. 

Bütün bu süreç içinde bazı şeyler olması gerektiği gibi gitmeyebilir ve benliğimizi geliştirmek için ihtiyacımız olan desteği bulamayız. Ayrıca ebevynlerimiz ve toplum bize kendi bildikleri değerleri aşılarken, bu değerlerin bazıları bizim kendi içsel değerlerimizle çelişebilir. Bütün bunlar egomuzun sağlıklı olarak gelişimini ve öz güvenimizi derinden etkiler.

 

Korkularımız ve endişelerimiz artıkça değişimden korkarız, içimizi bir suçluluk duygusu kaplar ve sıkça sorumluluklarımız ve görevlerimizi öne çıkarırız. Halbuki değişimler sağlıklıdır ve gereklidir, suçluluk duygusunun genelde bir temeli yoktur ve hayatımızı görev olarak yaşamamız son derece yanlıştır.

 

Doğru olan kendimiz için önemli olan her ne ise anlayıp, kendi değerlerimizi belirlemek ve ona göre yaşamaktır. Böyle olunca bir şeyden korkmayız, endiselenmeyiz, ayaklarımız yere sağlam basar, sorunların esintisi ile yıkılmayız ve depresyona girmeyiz.

 Kendi değer sistemimizi kurmak için de kendi benliğimizi iyi tanımamız gerekir, çoğu zaman bildiğimizi zannettiğimiz kendimizin derinlerinde hareketlerimizi ve isteklerimizi yöneten bir başka ben vardır. Bu bilinçaltındaki birikimi anlayabilmek uzun zaman alabilir ama bunun farkındalığı bile büyük bir aşamadır. 

Güzel olan, hiç bir zaman bir şeyleri farketmek, öğrenmek ve kendimizi geliştirmek için hiç bir zaman geç olmadığıdır. Unutmayalım, hayatımız devamlı yukarı çıkan ve ilerleyen bir ok değildir, yanlışlarımızı düzeltiriz , kendimize ekleriz, çıkarırız ve geri döneriz.  Çocukluktan beri sağlamlaştıramadığımız ve türlü şeylerle boşluğunu doldurmaya çalıştığımız kendimize güveni yaşamımız boyunca geliştirme şansımız var.

 Öteyandan derimizin altına yerleşik çoğu zaman kendine güvenli tavırlarla kendimizden bile sakladığımız ama aksi giden ilk olayda su yüzüne çıkan korkularla yaşamak için ise vaktimiz pek yok. Düşünmeye değer..